Yaşam

Tabii O Zamanlar Kargo Yok: Osmanlı’da Haberleşmenin Omurgası Olan Peyk Sınıfı Yaya Olarak Günde 150 Km Koşuyordu!

Görevleri sadece koşmakla sınırlı olmayan peykler, aslında Osmanlı’nın omurgasını oluşturan birçok özelliğin bir araya geldiği, güçlü ve etkileyici bir geleneğin parçasıydılar.

Bugünkü kargo sisteminden çok uzak olan peyk sınıfı, günde en az 150 km koşuyorlardı!

Osmanlı Devleti’nin haberleşme ağı, pek çok medeniyetin izini taşıyan zengin bir geçmişe sahip.

İlhanlı ve Selçuklu dönemlerinden başlayarak Anadolu beylikleri ve nihayetinde Osmanlı Devleti’ne kadar uzanan bir kökü var bu ulaşma ağının. Bu köklü geleneğin bir parçası olan ve Osmanlı’nın en önemli haber taşıyıcılarından biri olan Peykler sınıfı, sadece hızlı bir iletişim aracı değil, aynı zamanda güvenilirliğiyle de öne çıkıyor.

Peykler, Osmanlı’nın haberleşme sisteminin omurgasını oluşturmuş unsurlardan biriydi. Sultanın en yakınında bulunan bu özel birlik, sadece resmi haberleri iletmekle kalmayıp aynı zamanda istihbarat toplamak gibi önemli görevlerde de yer alırdı.

Onlar, devletin her köşesine hızlı ve güvenilir bir şekilde haber ulaştırılmasının yanında padişah emirlerini de iletiyorlardı.

Peyklerin fiziki özellikleri, pek çok insanın kafasında iri ve güçlü olarak tanımlanıyor. Fakat durum bundan çok daha farklı. Onların özellikleri oldukça çevik olmalarıydı. Zorlu antrenmanlardan geçerek her türlü engeli atlatabilecek kadar çevikliğe sahiplerdi.

Öyle hızlı koşuculardı ki atlı tatarlardan bile daha hızlı haber ulaştırdıkları bilinen bir gerçek. Çünkü kendileri, bu özelliklere sahip olmak için birer eğitimden geçiyordu, üstelik yolda karşılaşabileceği kötü sürprizlere karşı da yanlarında ‘teber’ adı verilen baltalar taşıyorlardı.

Kuşaklarına bağladıkları çıngıraklar, gelişlerinin habercisiydi.

Bir topluluk içerisinden geçecekse bu sesli çıngırak, âdeta bir korna görevi görür; kendisine yol verilmesini sağlardı. Daha da garibi, koşarken solunumlarını ayarlamak ve dalaklarının şişmesini engellemek için ağızlarında delikli ve metal bir küre bulundururlardı.

Tabii gel zaman git zaman bu sınıf da her şeyde olduğu gibi suistimal edilmeye başlanmış. Varlıklı kimseler kişisel peykler edinmeye, onlara ‘daha hızlı koşsunlar’ diye işkence etmeye, gittikçe yaşlanıp güçten düşenleri gençleriyle değiştirmeye başlamışlar.

Çıngırak sesi duyulduğunda halkın yol verdiği peykler, giderek kimsenin umursamadığı bir sınıfa dönüşmüş.

Çünkü varlıklı olan herkes, kişisel çıkarları için bu kişileri kullandılar. Başlangıçta sadece devlete bağlı olan bu sınıf, giderek bireyselliğe hizmet etmeye başladılar. Yapılan işkenceler ise oldukça çirkin boyutta…

Peykin kelime anlamı zaten “başkasına bağlı olan”dı. Halkın büyük bir bölümü yoksul olduğu için zengin sınıfın o dönemler “kulu” olmuş durumdaydı. Gel zaman git zaman postacılık ve haberleşme için kullanılan bu sınıf, 1829’da bir kararname ile kaldırıldı, tabii usulsüz kullanımlar hâlâ devam etse de 1840’ta kurulan posta teşkilâtı ile bu sorun da tamamen ortadan kalktı.

Kaynaklar: ESTAD, TDVİA, DergiPark

Osmanlı ile ilgili ilginizi çekebilecek diğer içeriklerimiz:

golovaajans.com.tr

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu